"Saatin Kısa Tarihi: Güneşten Cep Telefonuna Zaman Yolculuğu"
Evdeyim, hastayım.Ayakta
duramıyorum, yattığım yerden TV seyrediyorum.
Zaman geçmek bilmiyor, uyuyorum, uyanıyorum, sadece 1 saat geçmiş.
O zaman aklıma geldi bu
konu. Saatlerle ilgili bir yazı yazayım
dedim.
Saat, ilk defa M.Ö. 4000'lerde Mısır'da
kullanılmaya başlanmış. Mısırlılar, Güneş'in her gün belirli bir düzende doğup
battığını keşfetmiş. Bundan yararlanarak güneş saatini
icat etmeyi başarmışlar.
Bu saat çeşidinde dik duran bir
cismin güneşin geliş açısına göre oluşturduğu gölge boyuna bakılarak saat
hesaplanıyor. Ancak güneş saatinin bir eksikliği olduğunu fark etmişler..
Geceleri güneş olmadığından dolayı çalışamıyormuş.
Biliyorsunuz,
Kum saatleri içine kum doldurulmuş, altı üstü
geniş, beli ince, eşit miktarda bir sıvının ya da çok ince taneli bir katının
bir delikten geçerken daima aynı zamana ihtiyaç göstereceği ilkesine dayanarak
çalışan zaman
ölçme aracı..
Akış hızının sabit olmayıp,
işlemin toplam süresinin sabit oluşu bu saatlerin dezavantajı..Kum saati, Avrupa’da ilk
kez 8. yüzyılda bir papazın buluşuyla kullanılmaya başlanmış..
16. yüzyıldan günümüze bu saatler
sürekli zamanı ölçmek için değil, belirli bir sürenin başlangıcını ve bitişini
göstermek için kullanılmıştır; kiliselerde dua süresi, gemilerde tayfaların nöbet
süresi ya da gemilerin hızlarının belirlenmesi amacıyla da kullanılmış...Ve
günümüzde oyun vs. benzeri yerlerde de kullanılmakta..
Su
saati ise, suyun
düzenli biçimde su miktarının ölçüldüğü bir kabın içine veya kaptan dışarıya
akmasına dayanan bir saat
türü..
Su saatleri güneş
saatleri ile birlikte en eski zaman ölçüm yöntemlerinden biri.. Ne
zaman icat edildiği bilinmiyor. Antik Mısır
ve Babil'de
MÖ 16. yüzyılda kullanıldıkları tespit etmişler. Bazı yazarlar Çin'de MÖ 4000
civarında ortaya çıktığını öne sürmektedir.
Zamanın
mekanik olarak ölçülmesi yönündeki ilk adımlar din adamlarından gelmiş.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaymışlar. İlk mekanik saatler,
saati göstermek değil duyurmak üzere yapılmışlardı. Bu saatler birer ağırlığa
bağlı olarak çalışıyorlardı ve belirli zaman aralıkları ile gonga vuran
tokmaklarla yapılmış.
1500’lerde zembereğin bulunmasıyla,
büyük ağırlıklar kalkarak taşınabilir küçük saatler olanaklı hale gelmiş. İlk
saatlerde kadran, akrep ve yelkovan bulunmuyormuş.. Okuma yazma oranının düşük
olması, saatlere insanların bakıp anlayacağı yazılar koymak yerine çan sesleri
konmasını gerektiriyormuş.
Sarkacın bulunmasıyla ilk defa
olarak saatlere dakika ve saniye kolları eklenmiş..1670’lerin ortalarında
Huygens’in balans yayını geliştirmesi taşınabilir saatlerin gerçek bir cep
saati haline getirilebilmesini, yay mekanizmasının bulunması, zamanın hem
karada hem de denizde aynı doğrulukta ölçülebilmesini sağlamış.
Ben saatsiz yaşayamayanlardandım.
Taa ki birkaç sene öncesine kadar.
Artık ne yazık ki kolumda saatim
yok , işteysem bilgisayara, evdeysem fırına ya da TV ye, sokaktaysam da cep
telefonuna bakıyorum.
Ama söz vermiştim ben kendime, hani
basit yaşayacaktım??
Not : Yukarıdaki resmini gördüğünüz Prag'daki saatin hikayesini vaktiniz olursa araştırıp okumanızı öneririm.

Yorumlar
Yorum Gönder