Çeyiz Sandığı ve Facebook 'ta Tek Soyad...

İşim gereği farklı yaş gruplarında , farklı eğitim ve gelir segmentinde insanlarla konuşup sohbet etme şansım oluyor.

Bilirsiniz,insanlar en çok çocuklarından bahsetmekten keyif alır .Bizde de sohbetler dönüp dolaşıp çocuk konusuna geliveriyor bir şekilde..

Ancak son dönemde gördüğüm kadarıyla her gruptan insanın  ortak bir problemi var.

Herkes kendi koşullarına göre en iyi şekilde çocuklarını yetiştirmeye çalışıyor. Okutuyor, yetmiyor, çocuklar master yapıyor , yurt dışına gidiyor , doktoraya devam ediyor .Gelip kalburüstü işler buluyorlar..Donanımlı , kendinden emin , başarılı gençler ortaya çıkıyor. Ama bu arada yaş 30’ a yaklaşmış oluyor.

Ama asıl problem de bu noktada başlıyor.Gençler kendilerini o kadar beğenmeye başlıyor , o kadar büyük görüyorlar ki , kendilerine uygun bir “eş” adayı bulamıyorlar.Kendi evlerinde , kendi arabalarıyla ,iyi paralı işlerinde “yalnız” bir hayat sürüyorlar.

Misafirlerimin büyük bir kısmı torun hasretinden muzdarip.

Diğer bir grup ise diyor ki:

-Tamam güzel maddi olarak kendi ayaklarının üzerine basıyorlar.Ama ya manevi taraf..Biz şimdi yanlarındayız, elimizden geldiğince her türlü desteği vermeye hazırız , ama biz gidince?

“Hayatta bugüne kadar kafama koyup da başaramadığım hiçbir şey olmadı .“dedi bir tanıdığım. ”İyi bir eğitim , iyi bir kariyer, iyi bir eş, harika iki çocuk , çok rahat yaşayacak kadar para ve sağlık.”

“Ama 76 yaşındayım , 40 larına yaklaşmış iki çocuğum var , biri evli ama çocuğu ayak bağı görüyor ve düşünmüyor, diğeriyse evlenmeye layık birini bulamıyor, kucağıma torun almadan ölmek istemiyorum.” diyor.

Bazen ben de kendimi sorgularım, niçin yaratıldık diye..Yaratılış amacımın önce evlatlarımı iyi yetiştirmek ,  eşimle hayattan zevk alacak mutlu bir evlilik yaşamak ,bunların ardından iyi eğitim ,kariyer ve diğer başarıların geldiğini düşünürüm.

Altmışlı yaşlara geldiğimde , yaşadığım iş streslerini,sıkıntılı günleri  hatırlamak yerine torunlarımla yap boz oynamayı (tabi o zamana yap boz diye bir şey kalırsa) isterim.

Babaları duymasın , kızlara lisede ,en geç üniversitede,iş hayatına atılmadan  akıllı , mantıklı , efendi bir genç adam bulmalarını empoze edeyim diyorum , Aksi takdirde 30 ‘a kadar evlenmeyip  , tek başlarına rahat ve sorumsuz hayata alışıp daha sonra da evlenmekten kaçmalarından endişeleniyorum.

Yoksa hayat boyu facebook 'ta tek soyadla kalacaklar,bir çeyiz sandıkları bile olamayacak  diye düşünüyorum ama siz ne dersiniz??

Nazar Etme Ne Olur, Çalış Senin de Olur....

Dün bir misafirim vardı.

Konu güzellikten açıldı. Rahmetli anneannemin “Allah çirkin bahtı versin” dediğini söyledim hemen…
Misafirim “Yok” dedi.”Allah güzellik versin, versin ama kullanmayı da bildirsin.”

Gisele Bündchen‘i hepiniz bilirsiniz. Bu ünlü süper model 2000 yılında “Dünyanın En Güzel Kızı” olarak lanse edilerek Rolling Stone kapak olmuş dördüncü Manken'dir. Guiness Rekorlar Kitabı’nda  dünyanın en zengin süper modeli olarak yer almaktadır. Forbes’e göre eğlence dünyasının en ünlü 16. kadınıdır.

Peki biliyor musunuz? Gisele’in bir kız ikiz kardeşi var. Ve de çok benziyorlar.
Peki onun adını biliyor musunuz? Muhtemelen bilmiyorsunuz, bilmeniz de mümkün değil...
Ama bir daha söylüyorum. İkiz. Yani Gisele kadar güzel. Ama ??

Gisele’in de bir ikizi olduğunu öğrendiğim gün eşimle konuşuyorduk.
Bana dedi ki..

-Önemli olan güzel olmak değil, onu kullanmayı bilmek. Çalışmış, kariyer yolunu seçmiş, didinmiş ve orada. Yani misafirimin dediğinin aynısı. Doğru …Gisele güzelliğini kullanmış ve paraya tahvil etmiş. İkizi ise onun menajerliği ile idare ediyormuş.
Hatta eşim dedi ki, (ki bunu bir erkeğin ağzından duyduğunuza inanamayacaksınız )


-Şu ülkede Kıvanç Tatlıtuğ’dan daha yakışıklı bir sürü erkek vardır. Ama hepiniz Kıvanç’ a bayılıyorsunuz değil mi? Peki neden ona?  Adam çalışıyor, deli gibi spor yapıyor, rolü için kilo alıyor, kilo veriyor, kas yapıyor, kaslarını eritiyor, çabalıyor, yakışıklılığının hakkını veriyor, yani fark yaratıyor.
Çok doğru.


Güzellik sağladığı özgüven nedeniyle hayata 1-0 galip başlamanızı sağlar, evet, ama akılla desteklenmediği ve sağduyu ve vicdan eklenmediği sürece herhangi bir hükmü yoktur. Aynen sağduyusuz ve vicdansız bir zekanın işe yaramadığı gibi..
Hani önemli olan iç güzelliğidir derler ya..


Merak ediyorum,iç güzelliğini tespit  edebilmek için ultrason mu, röntgen mi, yoksa MR mı yeterli olur???