Erbain: Kırk Günlük Zorlu Dönem ve Manevi Çile Geleneği

Uzun zamandır aklımda olan ama yazmayı pek istemediğim bir konuydu erbain.
Biliyorsunuz Ocak ayı çok üzücü haberlerle geçmişti. Ocak ayında Metin Kaçan, Burhan Doğançay  Mehmet Ali Birand, Toktamış Ateş, Ahmet Mete Işıkara gibi ünlü isimler hayata veda etti.




Tam bitti tamam derken, Macide Tanır 'ın kaybıyla artık bu konudan kaçış yok dedim içimden.

Arapça kırk sayısının okunuşu olan erbain, 21 aralık'ta başlayıp 31 ocak'ta biten yılın zor ve en soğuk 40 gününe verilen ismiymiş aslında. Eskiler bu zor günleri atlatıp Şubat' a sağ çıkabilen yaşlı ve hastalara “erbain'i çıkardı” derler ve “40 günlük süreyi geçti, seneyi atlattı” diye düşünürlermiş.

Aslında kırk gün anlamına geliyor.

Bazı rakamların diğer rakamlardan bir farklılığı vardır; üç, yedi, yirmi bir, yirmi dört gibi. Bunlardan biri de kırk rakamı, yani “erbaîn”dir. Erbaîn, “kırk” demek.
Kurân-ı Kerîm’de, dört yerde erbaîn kelimesi geçmektedir. Belki de olgunluk rakamıdır. Olgunluk kelimesiyle özdeşleşmiş bir rakamdır.

Muhammed Aleyhisselâm’a peygamberlik kırk yaşında gelmiştir. Hz. Ömer kırkıncı Müslümandır ve akabinde Müslümanlar kendilerini açığa çıkartmışlardır. Şâfiîler’de, ancak kırk kişiyle cumâ namazı kılınabilir. Hz. Mûsâ, Tûr dağında kırk gün kalmıştır. İsrâil Oğullarına Arz-ı Mukaddes kırk gün yasaklanmıştır.
Erbain halk arasında zemheri diye biliniyor.
Kışın en sert zamanı olduğundan karakış diye de anılıyor.

Esen sert rüzgârlar da erbain veya zemheri fırtınası olarak da biliniyor.
Gün dönümünden hemen sonra başlar.
Aynı zamanda erbain kırk günlük bir süreçtir. Maddî bağları azaltıp, mânevî tarafı kuvvetlendirmek ve kalb aynasını parlatmak için, tasavvuf büyükleri tarafından konan usûllerden biri; kırk gün az yemek, az içmek, az konuşmak, çok ibâdet etmek anlamında da kullanılıyor. Buna çile de deniyor.Yeryüzündeki hac ibadetlerinin en büyüklerinden bir olduğu konusunda otoriteler mutabık.
Buna bağlı olarak bu çile iki şekilde olmaktadır çile-i merdanve çile-i zenan.
  • Çile-i zenan kadınların yaptığıdır ve kırk gün boyunca hiç bir şey yenmeden ve içmeden yapılır.
  • Çile-i merdan ise 40 gün boyunca kırk öküz kesilip bunlardan yapılan yahninin yiyilmesi ile yapılan çiledir, lakin bu çile sırasında su içilmez.

İslam dünyasında, kırk günlük riyazat ve halvet olarak bilinen uygulamanın zamanıdır. Bu 40 günde maddî bağları azaltıp, mânevî tarafı kuvvetlendirmek için, kırk gün az yemek, az içmek, az konuşmak, az uyumak, çok ibâdet etmek gerekir. 

Araştırırken gördüm ki, Alevilikte “erbain-i aşura” diye bir kavram varmış . Buna da kısaca “erbain” deniyor. Bu tarih, Osmanlı döneminde kullanılan takvimlerden olan Arabi aylardan Sefer ayının yirmisine rastlıyor. Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehadetinin 40’ına rastladığı için “eyyam-ı mahsusa”dan yani özel günlerden sayılıyor.

Rahmetli anneannem ben küçükken saatli maarif takviminden fırtınaları, cemreleri, fırtınaları takip eder ve ettirirdi.

Ancak nedense hiç kulağımda kalmamış erbain. Bu kayıplarla dolu günlerde, Nazlı Ilıcak'tan duyunca araştırıp öğrendiğim bir konu oldu.


Eskinin koşullarına göre koşullarımız daha iyi, belki yaşlılar daha kolay atlatıyorlar fiziken bu zorlu dönemi.

Ama ya ruhumuzdaki erbain?

Odalara , mağaralara girmeden nefsimizi terbiye edebiliyor muyuz sizce?
İçinde bulunduğumuz duruma bakarsak, savaşlara, kavgalara, hırslara, anlaşmazlıklara ve çekememezliklere, sanki edemiyoruz gibi geliyor ama  ne dersiniz?

Not : Yazıyı yayınlamamın hemen ardından ne yazık ki Tekin Akmansoy'un da vefat haberi geldi..






“Dinler ve Evrensel Ahlak: 7 Büyük Günah ve Ortak Değerlerimiz”

Yedi olayını tuttum ben..

Dünyanın yedi harikasından sonra başka bir “yedi” ye geçeyim dedim.
“Bu ne ola ki ?” dediğinizi duyar gibiyim.

Yıllar önce seyrettiğim bir film vardı. Eşim askerdi, samimi bir arkadaşımla (onun eşi de aynı anda askerdeydi) kız kıza gidip çok beğendiğimizi hatırlıyorum. Tahminen çoğunuz  bu filmi seyretmişsinizdir. (Yaşı tutanlar, zira film 1995 yapımı )
Seven..

Brad Pitt, Morgan Freeman ve Gwyneth Paltrow’un başrollerde oynadığı bu film Hıristiyanlıkta geçen yedi büyük günahı işlemektedir.
Hıristiyanlık'ın 7 ölümcül günahını işleyenleri kendi vahşi yöntemleriyle öldüren bir seri katili ve onun peşindeki iki polis dedektifinin çabalarını konu alan, Hollywood yapımı bir gerilimdir. Sürekli yağmur yağan bir şehir, küf rengi tonlar, karanlık mekanlarda çekilen sahneleri ile sinema klasikleri arasında gösterilmektedir.

Filmi izleyenler için tekrar olacak ama, gelin beraberce hatırlayalım bu büyük günahları..
Superbia: Kibir, kendini beğenmişlik

Avaritia: Açgözlülük

Luxuria: Şehvet düşkünlüğü

Invidia: Kıskançlık, hasetlik

Gula: Oburluk

Ira: Öfke, yıkıcılık, gazap etmek

Acedia: Tembellik, miskinlik

***
En son din olan Müslümanlıkta da son Peygamber Hz.Muhammed  7 büyük günahtan bahsederek aşağıdaki davranışları bize yasaklamıştır.

Allah'a Şirk Koşmak
Sihir büyü yapmakCana Kıymak,adam öldürmek

Yetim malı yemek

Faiz yemek (Ben bunu banka faizi değil, tefeci faiz sistemi olarak yorumluyorum)
Savaştan kaçmak.

Namuslu bir kadına iftira atmak.
***

Diğer bir ilahi din olan Musevilikte de, yasaklanan büyük günahlar Müslümanlıkla çok büyük benzerlikler göstermektedir.
Puta tapmak (Allah’a ortak koşmak),

Boş ve yalan yere yemin etmek,
Cumartesi günü çalışmak,

Hırsızlık yapmak,
Haksız yere adam öldürmek,

Nikahlanmadığı yabancı kadınla zina yapmak,
Ana babaya saygısızlık göstermek,

Rüşvet,
Dolandırıcılık ve tefecilik ile elde edilen faiz ve kumar paralarını almak,

Putlara kurban kesmek,
Kesmeden öldürülen hayvanları yemek, domuz eti yemek .

***
Gelmek istediğim nokta şu: 

Hepimizin belki birbirimizden kendimize göre bir dinimiz, inancımız, Peygamberimiz var. Ama dinimiz ve Peygamberimizin adı farklı da olsa, öncelikle Allah’ımız tek. Allah tüm Peygamberlerine ve onlar aracılığıyla  bize aynı davranışları  yapmamızı ve yapmamamızı öğütlemiş. Ve eğer tüm maddeleri okuduysanız, aslında tüm emirler çok akılcı, eğer aile terbiyemiz, zekamız normal ortalamadaysa, aklımızla bulabileceğimiz doğruları içermekte.

Evrensel doğrulardan ve akılcılıktan hiç ayrılmamamız dileğiyle..