Gelibolu Mevlevi Tatlısı ve Yılın Girişimcisi..


Geçen yazıda Kastamonu taş baskıdan bahsetmiş ve bundan başka size başka bir kadın girişimci örneği vereceğimi söyleyerek yazımı bitirmiştim.

Sofra Bezi genellikle 160X160 ya da 180X180 ölçülerinde (her ne kadar önceleri Kastamonu dokumalarına yapılsa da günümüzde kaputbezi ya da Amerikan bezi denilen) yıkanmamış kumaşlara; baskıyla yapılmaktaymış. Taş Baskı işleminde, öncelikle kök boya karışımları ile birlikte içerisine farklı karışımlar eklenen ağaçtan yapılmış teknelere boyalar hazırlanıyormuş. Masa üzerine serilmiş keçenin üzerine önceden yıkanmamış örtü düz bir şekilde seriliyormuş. 

Bu örtüye 15 - 25 cm’lik genellikle ıhlamur ağacından yapılan kalıplardan 4 - 5 farklı çeşitle kullanılarak baskı işlemi gerçekleşiyormuş. Baskı işlemi öncelikle açık yeşil olup kurudukça siyahlaşıyormuş. Siyahlaşan ve kuruduğundan emin olunan örtü bir iki gün sonra yıkanıyormuş. Kenarlarının dikiş işlemleri tamamlandıktan sonra kullanılmaya hazır duruma geliyormuş..

Atiye Laçin de bu kadınlardan biri. Gelibolu'da unutulmuş Gelibolu Mevlevi tatlısı reçetelerinden tatlıyı yeniden yaratmış.





18 Mart Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü hazırladığı bu gelenekel tatlının “gluten” içermediği tespitini yaparak tatlıya ilk desteği vermiş.. 

Markalaşma yolunda ilerleyen LAÇİN, İbrahim BODUR Girişimcilik Merkezi tarafından girişimcilik ve pazarlama desteği almış. 2005 yılı aynı zamanda Dünya Şirketler Grubu tarafında Çanakkale’de ili yılın başarılı iş kadını olarak seçilmiş. Ama onun başarı öyküleri arasında en nadide yeri 2006 yılında Anadolu Hayat’ın açtığı, Türkiye’nin pek çok köşesinden başarı hikayelerinin seçkin bir jürinin önüne çıktığı “Başarı Öyküleri” yarışmasında aldığı Türkiye birinciliği olmuş. 

2006 yılında Garanti Bankası A.Ş. ve Kagider işbirliği ile düzenlenen temel girişimcilik ve eğitim desteği; 2007-2008 yıllarında Altıneller Festivallerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği; 2008 yılında Çanakkale Türk Kadınlar Birliği tarafından “örnek kadın girişimciliği” ünvanını referans hanesine yazdırmayı başmış.
2009-2010 yıllarında Konya Şeb-i Arus törenlerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklendiğinde, Gelibolu Mevlevihanesi’nin adını da duyurmuş. Halen de KOSGEB ( Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ) tarafından destekleniyormuş.

Umarım bu kadın girişimciler bende yarattığı  gibi sizde de heyecan yaratıyordur.

Hepinizi ve kendimi fikir üretmek için tavana gözlerimizi dikip düşünmeye davet ediyorum.

Not :Yazımda 
http://www.tdtkb.org/content/kastamonu-ta%C5%9F-bask%C4%B1-sofra-sini-bezi-bask%C4%B1s%C4%B1 
faydalandım.Teşekkürü borç bilirim..

KOSGEB Desteğiyle Canlanan Kastamonu Sofra Bezi Geleneği

Biliyorsunuz son yazımda KOSGEB girişimci kursundan ve bu kursa giden vizyon sahibi insanlardan bahsetmiştim.

Bu sabah, tam da konunun üzerine gözüme  bir haber ilişti.

İş gereği Tokat'a gittikçe, taş baskıdan yapılan masa örtülerini görüp görüp anneme kendime alırdım.

Ancak bu sanatın yok olmakta olduğunu, insanların bu örtüleri kullanmak yerine "dertsiz " tabir edilen saçma naylon masa örtülerini kullandığını duymuş ve üzülmüştüm.

Zaten yerde yemek yiyen pek kalmadığından yer sofası ihtiyacı da ortadan kalkmıştı. Asıl orijini Kastamonu olan Kastamonu Sofra Bezi Baskısı da denilen “Kastamonu Taş Baskı” geçmişten günümüze süregelen Kastamonu El Sanatları içerisinde önemli bir yer teşkil etmiş. Sofra Bezi’ne halk arasında Sini Bezi de denmekte..

Sofra Bezi diğer Kastamonu dokumacılığıyla aynı tarihlere rastladığından ilk yapımı tam olarak bilinmese de; 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Kastamonu Kumaşları ve Bakır Eşyalarının meşhur olduğundan bahsetmesiyle Sofra Bezi tarihine de ışık tutmuş..


O zamanlar ulaşımın ve tanıtımın kolay olmamasıyla Sofra Bezi dokumacılığı ve baskısı yerelde kalmış şehir dışına açılamamış. 1800’lü yılların son çeyreğinden itibaren uzun yıllar Kastamonu (Merkez), Daday ve Devrekâni İlçelerimizde yapılmaya devam eden Kastamonu Sofra Bezi baskısı 19. yüzyıla girerken yavaşlamış. Birçok, işin erbabı farklı alanlarda geçimini kazanmaya yönelirken, Kastamonu’da bulunan Ermeni ve Rum asıllı yurttaşlarımız yaklaşık 50 yıl bu baskı sanatını devam ettirmişler…

3-4 yıl öncesine kadar evlerde küçük atölyelerde yapılan taş baskının Kastamonu'daki kaderi Nagihan Şimşir ve Şahinaz Kurtoğlu’nun İŞKUR’un meslek edindirme kurslarına katılmalarıyla değişmiş. Yani benim de gittiğim ve geçen hafta sertifika hakkı kazandığım kurs bu..

KOSGEB desteği ile küçük bir atölye açan Nagihan Şimşir ve Şahinaz Kurtoğlu, taş baskıya yeniden hem hayat vermişler, hem de İsmail Bey Cami karşısında bulunan eski hamamda kurdukları atölyede mahalle kadınlarına iş olanağı yaratmışlar.

Çok standart olarak Şahinaz Kurtoğlu, taş baskıya başlarken çevrelerinden "Siz bu işi yapamazsınız." diye eleştiri almış. Çünkü ne yazık ki halkımızda moral bozma, meyve veren ağacı taşlama, kıskançlık ve tembellik duyguları çok ön planda..

Bir sonraki yazıda devam edelim..Çünkü taş baskı dışında size bir örnek daha anlatacağım..

Not : Yazımda 
http://www.tdtkb.org/content/kastamonu-ta%C5%9F-bask%C4%B1-sofra-sini-bezi-bask%C4%B1s%C4%B1
sitesinden faydalandım.Teşekkürü borç bilirim..