“Çamur Grubu ve ‘Hara’: Unutulmayan Bir Müzik Hikayesi”

Tatil de bitti, artık gerçek hayata dönme vaktidir. Netekim şu anda ısınma turlarındayım..

Aslında pazar akşamı döndük İstanbul'a..Zira dün kızların okulda Cumhuriyet Bayramı töreni vardı, erken döndük ama iyi de oldu. Akşam trafik haberlerini görünce "Aman pek de iyi yapmışız" dedim.

Tatilde yaptıklarımı anlatmayacağım, kurban, gelen giden, tatlı, kahve pişirme filan.

Yok aslında  anlatırım da, Sadi Celil Cengiz'in katıldığı TV programına döner, gerek yok..Sonra millet küçümsüyor..(Bkz : Dilara Gönder, NTV)

Yolda gelirken arabada eşimin kendi hazırladığı bir CD yi dinliyorduk.

Yeni bir CD değil aslında, ama yıllardır hep hoşlanarak dinliyorum.

Bir parça var ki, her dinlediğimde daha fazla seviyorum..

Adı "Hara"..

"Çamur" diye bir grubun parçası..

Bu grubun başka şarkılarını da dinlemek bilmek isterim diye düşündüm kendi kendime yolda gelirken, aslında hanidir aklımdaydı ama ancak kısmet bugüneymiş..

Fakat gördüm ki, ben olaya çok geç uyanmışım. Grup 2007'de ne yazık ki dağılmış.


Çamur, 1996 Haziran'ında Murat Ak ve Çağatay Kadı tarafından kurulmuş. İzmit-Sakarya  bölgesinin önemli bir grubu haline gelen grup albüm yapmak için 2000'de İstanbul'a göç etmiş ama aksiliklerden dolayı albüm çıkamamış.

2003 yılına kadar çalışmalarına ara veren grup, 2003 'te yeniden biraraya gelmiş. Grupta eleman değişiklikleri olmuş bu arada..2007 yılında asıl iki kurucu üye de anlaşamamış ve grup dağılmış. Kurucu üyelerden Murat Ak şu anda solo çalışmalarını sürdürüyor. Hatta onu "Canım Ailem" dizisinin müziği olan "Ayrılamadık Melihayla " adlı parçadan belki de hatırlarsınız.

2006 yılında çıkardıkları "Bu Aşkın Izdırabını" adlı albüm gerçekten çok çok güzel.

Bütün parçaları dinledim. Yok, Sergüzeşt, Derviş,Yara, Serseri  çok sağlam parçalar..Özellikle Yok ve Serseri damardan diyebilirim.

Laf aramızda yaşlanıyor muyum ne, eskiden sadece rock dinlerken şimdi içine doğu sazları ve ezgileri katılan rock beni çok etkiliyor..İçimdeki arabeski mi uyandırıyor nedir bilemiyorum..

Elinizin altında internetiniz varsa, açın fizy'yi, yazın Çamur, bütün parçalar gelsin..
Ben aşağıda size favorim olan parçanın linkini veriyorum..Hara'yı..Diğerleri size kalmış..


Saçma sapan şarkıları yapan gruplar hala ayaktayken neden böyle gruplar yok olur gider anlamıyorum.

Belki de biz bu kadarını hakediyoruz, bilemiyorum..
 

Alev Alev: Feridun Düzağaç’tan Yüreğe İşleyen Bir Şarkı

Aslında elden geldiğince dizi seyretmemeye çalışıyorum ama, fanatiği olduğum bir iki dizi var.

Ama çocukların sevdiği bazı diziler de var ve ben bazen zorla da olsa o dizilere maruz kalabiliyorum.

Bunlardan biri de "Hayatımın Rolü"

Aslında Haluk Bilginer 'i çok severim. Diziyi bilmiyorum güzel mi, değil mi...Ama tartışmasız bir şey var ki, o da romantik sahnelerde çalan "Alev Alev"..Ben hayatımda her dinlediğimde mutlaka çok etkilediğim bunun gibi birkaç şarkı daha biliyorum.Birisi tartışmasız Careless Whisper..Şebnem Ferah'ın neredeyse birçok şarkısı.."Sil Baştan" filan...

***
Feridun Düzağaç özel bir insan..
Yüzüne bakınca gözlerinin altındaki torbaları görüyorsunuz ilk önce..
Gittikçe yaşlandığını..
Ama 2003 yılındaki "Orijinal Altyazılı" albümünde yer alan "Alev Alev" hiç yaşlanmıyor.


"Alev alev yanıyorum
Buzlarım çözülüyor aşka
Gardım düşüyor, tutamıyorum
Korkuyorum bakışların çarpınca bana
Birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık
Hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık
Sen ışığını arayan güzel günebakan
Ben tozuna dumanına hasret bir enkaz
Alev alev yandığım doğru
Küllerinden doğar mıyım sana doğru
Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum Yerdeyim
Sendeyim
Al beni
Ne
Yaparsan
Yap!.."

"Al beni ne yaparsan yap.." "Kendimi arıyorken korkmaktan olduğum yerdeyim, sendeyim..", "Birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık.." 

Nasıl sözlerdir bunlar yarabbim..

Hele o kemanlar..Hele o piyano..

Bu şarkıdan sonra duygulanıp, acılanıp arabesk müzik değil,  şöyle sağlam bir klasik müzik parçasını,  Bolero, Albinoni 'nin Addagio'sunu filan dinlemek geliyor benim içimden..Chopin de olur..

Feridun Düzağaç'ın çok albümü, çok şarkısı var.

Ama bunun gibisi yok. Belki,bir ihtimal "Beni Bırakma.." 

"Ben şöhret olmayı değil, kızımın babası olmayı seçtim" demiş..



Umarım o mutsuz yüzü, gerçekten mutsuz ve üzgün olduğundan değil, sadece o yazdığı güzel şarkılardan dolayıdır.