İlk Kahveyle Büyümeye Başlamak: Ergenlikte Anne-Kız Hikayesi

Bugün hayatımın en önemli ve en özel günlerinden biri oldu.

Durun sizinle paylaşayım.

Uzun zamandır, ergenliğe giren aynı yaşta 2 kızla uğraşmak zorunda kalıyorum. Allahım ne zor işmiş. Bir de ikiz büyütmek ilk üç sene zor derler. İlk üç sene zordu ama fiziken zordu, asıl şimdi olayların üstesinden gelememe sorunu yaşıyorum ve çok zorlanıyorum.

Okullarda sistem gereği 4. sınıftan itibaren her dönem her dersten 3 yazılı yapılıyor ve karneye de direk bu notlar geliyor.

Her dönem bu 3er hafta evde kabus gibi geçiyor.

Ben de en az kızlar kadar hatta daha fazla ders çalışıyorum ki onları kontrol edebileyim. Yazılı yapıp sorular sorayım.

Yazlılar başladığından beri bizim kızlar hemen her konuya çemkirip duruyorlar. Yok bu yemeği yemezlermiş, yok ben onların damak zevkini hala öğrenememiş miyim? Yok bilmemne. Hakikaten geriyorlar beni.

Televizyon da açmıyoruz, sanırım asıl gerginlikleri bundan.

Mesela bugün hem İngilizce hem de Sosyal Bilgiler yazılısı vardı, ayrıca Sosyal Bilgiler projesinin de kontrol günüydü.

Ama bizimkiler tüm bunlara rağmen haftasonu ne ödevi hazırlamışlardı, ne de yazılılardan en azından birisi için çalışmışlardı. Hayatım boyunca annem daha bana hiç "Çalış evladım, çantanı hazırla evladım, ödevini unutma evladım." demediğinden bunları çocuklara söylemek bana zor geliyor.

İşte tüm bu nedenlerle, dün iki ayak bir pabuca girmişken, Muhteşem Yüzyıl seyretmek için saat 11 e kadar uykusu gelmeyen hanımefendinin saat 20.30'da uykusu geldi.

Ders gibi konular  yüzünden tartıştıkça boş yere aramızın gerildiğini hissedip üzülüyordum.( Sanırım eğitim sistemine tam olarak inanmamaktan kaynaklı, hem çocuklara çalış diyorum hem de bu kadar fazla ders ve ödevlerinin olmasına sinir oluyorum, bu başka bir tartışma konusu tabii.)

Dün akşam da eve gelmelerinden itibaren hiç sesimi çıkarmadım, uyarmadım, tartışmadım.

Ama daha hazırlamış olduğum Sosyal Bilgiler yazılısı tamamlanmadan ve daha İngilizce çalışmaya başlanmadan bu uyku faslı açılınca, son derece sakin bir şekilde kızımla konuşmaya karar verdim.

Ona hayatı boyunca ders için, sınav için, proje için, iş yetiştirmek için, çocuğuna bakmak için çok geceler uykusuz kalacağını dolayısıyla buna alışması gerektiğini söyledim.

Bir insanın potansiyeli ne kadar üstün olursa olsun, asla çalışmadan başarılı olamayacağını, başarının da dönem dönem özveriler gerektirdiğini tekrar anlattım.

Sonra da her ders çalışmak zorunda olan fani gibi kalkıp yüzünü gözünü yıkamasını ve sonra da kendine acı bir kahve yapmasını söyledim.

Bu onun ders çalışmak için içtiği ilk kahveydi. Bence bu hayatında önemli bir level idi. (Üniversitede final döneminde içtiğimiz kavanoz kavanoz kahveler geldi aklıma)




Kalktı iki dediğimi de yaptı, yazılısını bitirdi, eksik cevapladığı soruların doğru cevaplarını çalıştı.

Sonra da sabah erken kalkıp İngilizce çalışacağını söyleyerek yattı. Sabah erken saate saatini kurdu, uyudu.

Yine bir ilk olarak sabah erkenden kalktık, onlara istedikleri çakma pizzadan yaptım sabah 6'da. Bir taraftan da beraber İngilizce çalıştık.

Sonra okula gitme saatleri geldi, hazırlandılar, tam kapıdan çıkarken kızım bana yaklaştı, iki yanağımı da ikişer defa öptü, boynuma sarıldı ve 
"Anne sana çok teşekkür ediyorum, herşey için" dedi ve gitti.

Nasıl duygulandım anlatamam size.

Günlerdir çok zorlandığım bir konuda başarıya ulaşmış gibi hissettim kendimi.

Bakalım bu annelik serüveni çocukların yaşları büyüdükçe hangi maceralarla devam edecek ve bana daha neler gösterecek..






“Dünyanın 7 Harikası Değil, Benim 7 Mutluluk Anım”



Dün akşam yazımı yazmak üzere bilgisayarımın başına oturdum, aklımda ne yazacağımı kurgulamıştım, ama kızlara “ Sizce ne yazayım??” diye sordum.
Defne “Anne, dünyanın 7 harikasını yazsana, benim ödevim var, faydalanırım.” dedi.

“Tamam.” Dedim.
Ve yazmaya karar verdim.
Dünyanın 7 harikasını:))
Ama tahmin ettiğiniz gibi değil.

Benim harikalarım biraz farklı..

Düşündüm, bugün “Dünyanın beni  en mutlu eden harika anlarını” yazayım dedim. (Yazılarımı alt ve üst kuşağım, yani  çocuklarım ve annem de okuduğundan, tüm yazılarımda olduğu gibi takdir edersiniz ki belirli bir seviyeyi korumak durumundayım. Aklımıza yanlış yanlış şeyler getirmeyelim lütfen..)

Gerçi alt alta ekleyince 7 den fazla olacak sanki ama, hadi bakalım, başlayalım. Buyrunuz:
·Kızlarım  doğduğunda, onları  ilk kucağıma verdikleri ve yüzlerini gördüğüm an..(Bana ikisini birden aynı anda vermişlerdi, bir koluma birini, bir koluma diğerini …Hangisinin yüzüne bakacağımı, hangisini inceleyeceğimi ve  hangisini koklayacağımı şaşırmıştım..)
· Sevgiliye sarılmak, kokusunu içine çekmek, öylece sarılıp uyumak.

· Sevgiliden evlenme teklifi alınan an..

· Bir cumartesi sabahı, ilk önce yağmur sesiyle, daha sonra fırında pişen börek ve ocakta kaynayan çay kokusuyla uyanmak. Üstelik kahvaltıyı eşimin ve çocuklarımın beraber hazırlaması.

· Liseden mezun olup üniversite sınavında arzu ettiğim bölümü ve okulu kazandığım an .

·  Bir tatil gününde dışarıda kar ya da yağmur yağarken, divana uzanıp üzerime battaniyeyi çektiğim, kucağımda kedimin mırmır ettiği ve benim de onu ensesinden, boynundan kaşıdığım an. (Uyumak isteyip istemememe göre  kahve içilebilir ya da içilmeyebilir.)

·  Hapşırmak istediğim, birkaç defa gelip giden; hapşıramadığım, ama sonunda hapşırabildiğim an.

·  Çok sevdiğim ve uzun zamandır görüşemediğim arkadaşımla bir araya gelip kaynattığım  an.

· Hiç tanımadığınız birinin yazdığınız bir yazıdan etkilenip size mail atması/yorum yazması

·Çok sıkışmışken tuvalete ulaşmak ve sonunda o huzur anı.

·  Çok utanıyorum ama itiraf ediyorum, bazı insanlardan intikam almak.

·  Hasta olup doktora gittiğimde doktorun “ Durumunuz ağır , evde 3 gün istirahat etmeniz gerek “ dediği an..(oh, resmi bir şekilde evde yatabiliyorsun.

· Oruçluyken bütün gün iftarı bekleyip , iftarda ilk çayı yudumladığım an.

· Koca kış bitip yaz gelip de tatile çıktığımda, Datça'da Hayıtbükü'nü yeniden görebildiğim  ve denizine ayağımı sokabildiğim an.

· Sevdiğim bir yemeği hazırlamak için yarım gün uğraşıp, sonunda masaya oturup "götürdüğüm" an..
· Ve tabii ki, anneme gittiğimde, annemin dizine yatıp, annemin arkamı kaşıdığı an.

Bu liste böyle devam eder gider.
Bu harikalar, kişiden kişiye, yaştan yaşa değişir tabii ki.

Ama aslolan mutluluktur, hayattan keyif almak, anın tadını çıkarmaktır, gerisi teferruattır.
Siz de kendi kişisel 7 harika listenizi oluşturmaya ne dersiniz??