Yaşgünü Sürprizi: Telkari Broş Operasyonu ve Gülümseten Anlar


Önceki yazıda kaldığım yerden devam ediyorum. Mustafa’nın kuyumcuda broşları seçmesi aşamasında kalmıştık.
Mustafa aradı. ”İşlem tamam “dedi.

Şimdi sıra broşun çaktırmadan Aslı’nın oteldeki odasında yatağına konmasına ve sürprizin son aşamasına gelmişti.
Görev son derece tehlikeliydi. Çok dikkatli olunmalıydı J

Mustafa otele gitti. Resepsiyondaki görevliden rica etti. Ardından da aradı.
-İsimleriniz yazıldı, kutu odasına kondu, her şey hazır.

dedi.
Operasyon tamamdı.



Bütün bunlar halledilirken ben iş yerindeydim, çok yoğun bir gündü, kafamı kaldıracak durumum yoktu. Kendimi kasmışım. Her şey hallolunca, işler de biraz hafifleyince  “Ohh “ dedim ve tuvalete gittim.
Bilirsiniz, Türk’ün aklı nerede gelir. Tuvaletten çıkıp yukarı geri döndüğümde  panikle Mustafa’yı aradım. Bir toplantıya girmek üzereydi, acelesi vardı. Ona Ömer’in eşinin broşunu ne yaptığını sordum.

Dinnnkkk.
Ömer’in eşinin broşu da Aslı’nın broşuyla beraber Aslı’nın yatağının üstündeki kutuda kutunun açılmasını bekliyordu.

Mustafa toplantıya girecekti, ne otele gitmeye vakti vardı, ne de telefon etmeye.
Ben bütün yüzsüzlüğümle oteli aradım. Resepsiyondaki görevliye durumu anlattım. Kutuda asma yaprağı şeklindeki broşun kalması gerektiğini, gül şeklindeki broşun oradan alınmasını, mümkünse kendisinde beklemesini, Mustafa Bey’in gelip o broşu kendisinden alacağını anlattım. Yalvar yakar oldum. Sağ olsun beni kırmadı. Hemen halledeceğini, halledince beni arayacağını söyledi.

On beş dakika sonra aradı. Halletmişti.
-Bana Mustafa Bey verirken Aslı Hanımın yaş günü olduğunu zaten söylemişti. Ama ikisini de odaya konmak üzere verince,  diğer çiçek şeklindeki broşu da Aslı Hanımın eşi takacak diye düşündüm.

Dedi.
Koptum. Hem de fena halde. Gülmekten kendimi uzun süre alamadım. Sinirlerim boşaldı.

***
Akşam geç saatte beklenen telefon geldi. Aslı yatağında bulduğu kutuyu ve sürprizi çok beğenmişti. Tam da onun zevkine uygun bir seçim olduğunu, bizler gibi arkadaşları olduğu için bizimle gurur duyduğunu söyledi.

Ben de projeyi başarıyla sonuçlandırmanın keyfiyle, başka projelere yelken açtımJ

Not : Resimdeki broş kıskanç Ömer'in eşine alınan broştur :))

Bir Yaşgünü Hediyesi: Mardin’den Telkariyle Dostluk Hikayesi


İşyerinde gerçekten çok samimi olduğum birkaç arkadaşım var. Kendimi çok şanslı hissediyorum.
Bilirsiniz, üniversite hayatından sonra,  iş hayatında edinilen arkadaşlara genelde “Çıkar arkadaşlığı”, ”Yüzeysel dost”, “Bugün var yarın yok” filan denir. Ama bu arkadaşlarımla, üstelik farklı şehirlerde yaşamamıza rağmen, dostluğumuz yanı başımdaki bir çok arkadaşımdan daha ileri.

Geçen hafta bu arkadaşlarımdan birisinin, Aslı’nın yaş günüydü.
Diğer üçümüz bir araya geldik. Ne hediye alsak, nasıl ulaştırsak diye düşündük, taşındık,  kafamızı yorduk. Sonuçta deniz kıyısında yaşadığı, dalmayı sevdiği, her hafta sonu denize girme şansı da olduğu için, deniz kıyısında giyebileceği bir ayakkabı/terlik almaya karar verdik.

Bu arada, Aslı bundan birkaç ay önce, satışa çıktığı gün promosyonlu uçak biletlerinden almış. Eşiyle birkaç günlük Mardin kaçamağı/yaş günü kutlaması yapmaya karar vermişler.
Aslı Mardin’de gitmeden bir gün önce biz kıvranıyoruz, nasıl ayak numarasını öğreneceğiz diye..Öte yandan Aslı bana soruyor. “Senin Mardin’de bir arkadaşın vardı, onun telefonunu verir misin? Araba kiralayacağım orda, bana yardımı olur mu? Havaalanından şehre taksi ne kadar tutar,biliyor musun? “vb vb

Ben de verdim telefon numaralarını birbirlerine, görücü usulüyle arkadaş olsunlar dedim, aradan çekildim.
Hala Aslı’nın ayakkabı numarasını öğrenemedik bu arada. Ben de Mardin’deki arkadaşım Mustafa’dan rica ettim:

-Şimdi biz sorsak anlar, sen nasıl olsa gün içinde onunla bir çok kez  konuşuyorsun, arada da soruver bakalım ayakları kaç numaraymış.
Diğer taraftan yaş gününü kutladık, güzel bir Mardin gezisi olması dileklerimizi ilettik. Ben de laf arasında soruyorum:

-Mustafa sana iyi davranıyor mu? Yardımcı oluyor mu ?
-Valla ayakkabı numaramı bile sordu, ne yapacak bilmiyorum ama, siz onun kanalıyla bir işler çeviriyorsunuz gibi geldi ya, neyse anlarız dedi.

Bende o sırada jeton düştü.
Tabii ki bir iş çevirmeliydik. Ayakkabıya filan  gerek yoktu.

***
Daha önce Mardin’e gittiğimde, anneme ve teyzeme telkari adı verilen Mardin’e özgü gümüş el işçiliğinden yapılan broşlar almıştım. Onlar pek kullanmadılar ama, ben çok beğeniyorum. Aklıma bizim Aslı’ya da telkari broş almak geldi.

Hemen yine Mustafa’dan yardım istedim. Bu arada bizim diğer kanka Ömer de kıskançlıktan çatladı.Telkariyi duyunca  ”Aslı’ya alınandan karıma da alınacak.” diye tutturdu.
Sağ olsun Mustafa gitti, broş seçti, fotoğraflarını çekti, bana yolladı. Bir tanesi asma yaprağı, diğeri de gül olan iki broş alındı. Bu arada seçim yapılırken hasbelkader dükkanda bulunan ve kendine gümüş almaya gelen hanımefendiye, Mustafa’nın seçiminde ona yardımcı olduğu için teşekkürü borç biliriz.

Asıl heyecanlı kısım sonraki yazıya kaldı.