“Kazara Yazılan Anlamsız Mesajlar ve Gerçek Dostların Sınavı”

Perşembe günü uzun süren bir toplantıya gittim.
Çıkışta kızları keman/ piyano  dersinden topladım.

Tam eve gideceğiz, aklıma geldi, kızlara pizza teklif ettim. Birkaç gündür pizza diye sayıklıyorlardı.
Yolumuzdan döndük, evimize yakın bir pizzacıya gittik.

Siparişimizi verdik. Beklerken de karşılıklı sohbet ettik.
Telefonum masada duruyordu. Eşimin daha önce bana alıp hediye ettiği telefon kapağı gözüme ilişti. Çok sevdiğim kırmızı kapak bayağı bir kirlenmişti.

Her annede olduğu gibi benim çantamda da kolonyalı mendil vardı.  Hemen bir tane çıkardım, telefon kapağını silmeye başladım.
Ay bir de ne göreyim, bazı yerleri tükenmez kalem lekesi olmuş.

Bastıra bastıra silmeye devam ettim.
O sırada da telefonum acı acı çalmaya başladı.

Canım arkadaşlarımdan birisiydi arayan.
Açtım hemen..

-İyi misin? dedi.”İyiyim” dedim. Sesi çok endişeli geliyordu.
-Ne oldu ki? dedim.

-Zor durumda olduğunu sandım, gülerek açtığına sevindim. Ama yanında biri varsa çaktırma, her şey yolunda değil mi?
Telefonumu silerken, ekran kilidini yapmamışım. Chat uygulaması açık kalmış. Ben telefonu silerken, leke çıksın diye bastırdıkça, abuk sabuk harflere basıp durmuşum. Chat uygulamasından arkadaşıma saçma sapan şeyler yazmışım farkında olmadan.


O da  zor durumda olduğumu düşünmüş. Rahat rahat derdimi anlatamadığımı, bu nedenle o anlamsız şeyler yazarak şifreli bir biçimde yardım istediğime karar vermiş.
Canım benim..

-Kızım, ödüm patladı, başına bir şey geldi sandım.
Dedi.

Sevildiğini, birisinin senin için endişelendiğini görmek ne güzel. Aynı anda başka bir arkadaşıma da

ddddDDDDD
DDDDDDdddd

D
D
d
d
d
D

yazmışım, ama o mesela, bu durumu hiç ciddiye almamış.
“Normaldir, bu sanırım onun (benim yani) kendini ifade şekli, canı sıkkın galiba, dddddd demiş, neyse geçer. “ filan diyerek hiççç oralı olmamış.


Gerçek dostlarınızın sizi ne kadar sevdiğini test etmek istiyorsanız, chatinize anlamsız şeyler yazın.
“İlk sizi arayan sizindir. Diğerleriyse zaten hiç -sizin- olmamıştır.” derim.

Büyük Abi ...Facebook, Linkedin, Twitter..


Sabah gazetelerde vardı.
Kocaeli’nde bir süre önce Gebze Müzisyenler Derneği’ndeki başkanlık görevinden istifa eden bir şahıs, bir bankadan sahte kimlik ve evrakla 70 bin TL kredi çekmiş. Banka yetkililerinin şüphe üzerine evrakı yeniden incelemeye almasıyla fark edilen sahtekârlık polise bildirilmiş. Polisin takibe aldığı konu şahıs, geçen ay Antalya'daki Altın Portakal Film Festivali’nde oyuncu Ahu Tuğba ile çektirdiği fotoğrafları bir süre önce sosyal paylaşım sitesi facebook’taki profiline koymuş. Polis buradan yola çıkarak şüphelinin Antalya'da olduğunu belirlemiş. Antalya'ya giden ekipler, şüpheliyi yakalamış. Şahıs çıkarıldığı mahkemece “nitelikli dolandırıcılık” suçundan tutuklanmış.


Eyyy facebook, sen nelere kadirsin !!!
***
Bizlerin kim, kiminle, nerede olduğumuzu, doğum tarihimizi, zevklerimizi, sevdiğimiz filmleri, söylediğimiz şarkıları, okullarımızı, arkadaşlarımızı, onların arkadaşlarını ve yedi sülalemizi ve ayakkabı numaramızı başkalarının bu kadar kolay öğrenebileceği daha başka ve daha güzel ne olabilir?


Üstelik bizler bunu gönül rızasıyla yapıyoruz, durumumuzu kendimiz “güncelliyoruz”, resmimizi kendimiz “yüklüyoruz.” 
Artık kavgalar bile ”twitter“ üzerinden gerçekleşiyor.(bkz : yine bugünkü gazetelerde Gülben Ergen ve Seren Serengil ‘in “köpek” içerikli kavgası.)


Eleman alımları “linkedin” üzerinden yapılıyor, işe alınacak kişinin profesyonel dünyada kimlerle arkadaş olduğu önemli bir kriter olarak değerlendiriliyor.
Firmalarca bir eleman alımı yapılırken, kişinin “facebook” sayfasına bakılıyor. Bir siyasi partinin bir takım faaliyetlerini facebook‘ ta “beğenen” birisinin, tüm kalifikasyonları rakibinden daha iyi olduğu halde, işe alınmadığını bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum.

1984 romanını bilirsiniz. Hani hepimizin orta okuldayken okuduğu “Hayvanlar Çiftliği “ kitabının yazarı George Orwell ‘ın 1984 ‘ünü.

Sakın kitaptaki/filmdeki Büyük Abi’nin “nick” i “sosyal paylaşım” olmasın???

Bir Yemin Ettim Ki Dönemem….

Yıl 2008..
Çalışmakta olduğum ofiste o gün yeni bir çalışanım işe başlamıştı.
Sevimli, güler yüzlü ve oldukça da alımlı olan Beyza, ertesi gün sabah işe geldiğinde yüzü alı al moru mordu.
Odama çağırdım, neyi olduğunu sordum. Konuşmak istemedi, çekindi.Ne de olsa daha bizim ofiste işe başlayalı bir gün olmuştu ve ilk günden sorunlu bir profil çizmek istemiyordu.
Israr ettim.
“Çok utanıyorum ama.”dedi, “Dün burada tanıştığım misafirimiz X Bey, bana akşam facebook' tan yazdı. Yazdıkları da pek kabul edilebilecek şeyler değildi, taciz etti diyebilirim “  dedi.
Tabi o zaman daha facebook çok yeni..İstediğin kişiye giriş izni vermeme, filtre koyma vb gibi özellikler daha o zaman yok..X Bey, kızımızın masasından kartvizitini almış, adını soyadını görmüş ve akşam hemen aksiyonu almış…
4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm okullar facebook'da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu, .ac.uk, vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı.
Şimdi erkek takipçilerim  bana kızacak ama , “Acaba tüm erkekler böyle midir, akıllarında başka bir şey yok mudur, bunu da mı bu işler için kullanıyorlar.”  diye içimden geçirdim.
Hatta o gün bir yemin ettim..
Facebook‘ a asla girmeyecektim.Girmedim de….
O günden sonra bir sürü artı özellikler eklendi duyduğum kadarıyla, artık çok pozitif amaçlar için kullanılabilen ve nerdeyse dünyayı yönlendirebilen bir sosyal paylaşım sitesi Facebook…
Ama dedim ya, bir yemin ettim ki, dönemem..
Özellikle blogumu kurduktan  sonra facebook  gücünü  daha iyi anladım.
Allahtan twitter ve linkedin için de yemin ama etmemişim değil mi????