Dondurma Kutusundan Lezzete: Köyden Gelen Ev Yemekleri Hikayesi

Ben de çocuklar da çok şanslıyız.

Eşimin ailesi yılın büyük bir bölümü köyde yaşıyorlar ve orada olmanın gereğinden de fazlasını yapıyorlar.

Yani ekme, biçme, çiftçiliğin yanı sıra tarhana, salça, turşu, fasulye, nohut, mercimek, ev ekmeği, soğan, patates ve hatta pekmez, peynir, zeytin, reçel, yoğurt, köy yumurtası, köy yoğurdu, köy tavuğu.

Bu liste bitmez.

Sağolsun kayınvalidem tüm bunları yapmakla kalmaz bir de torunlarına yollar.

Ben ve eşim de eşantiyon olarak bu imkandan yararlanırız.

Köyün evimize 150 km uzakta olması nedeniyle, bu malzemelerin getirilmesi götürülmesi de ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir.

Tüm bu nedenlerle evimizde her türlü atık madde geri dönüşümden geçer.

Yani yumurta kartonları, boş yoğurt kutuları, boş peynir kutuları, cam kavanozlar, eski gazeteler ve dondurma kutuları asla çöpe atılmaz.

Tüm bunlar eğer ben kıyamet kopmuş da birşey yapmayı becerebildiysem dolu ama, yüzde 90 boş olarak köye gider ve yukarıda saymakla bitiremediğim iyi tarım ürünleri ( Ne yazık ki organik diyemiyorum, eve yakın bir çok tarla var ve bu tarlalarda ne yazık ki bol bol tarım ilacı kullanılıyor.) bu kutu ve kavanozların içinde evimize gelir.

Özellikle dondurma kutuları çok kritiktir.

Buzlukta duran dondurma kutularında ya daha önce haşlanmış tavuğun suyu vardır, ya yoğurulmuş pişirilmeye hazır hale getirilmiş köfteler, kavrulmuş kıyma ya da zeytinyağlı fasulye.

Eğer bir çocuk buzluğu açtığında direk dondurmaya ulaşıyorsa o işte bir enteresanlık var demektir.

Gerçek anneler saklayacakları yiyecekleri saklama kabına koymaz, tupperware ya da ikea saklama kabı yoktur onların dünyasında. Dondurma kutusunda dondurmaya, ancak zengin ve elit ailelerde rastlanır.

Ya da dondurma kutusunda dondurmaya rastlandıysa o ev bekar ya da öğrenci evidir. Hemen bir anne çağırılmalı ve olaya el koyması sağlanmalıdır.

Hatta dondurma kutusundan başka bir şey çıkması o kadar normaldir ve kanıksanmıştır ki, açtığınızda eğer dondurma çıkarsa, " Hay Allah, canım nasıl da yaprak sarma çekmişti." ya da " Şöyle güzel zeytinyağlı sarımsaklı bir börülce olsaydı fena olmaz mıydı?" gibi demeçlerle karşılaşmak çok normaldir.

Daha şekilli olsun diye internette kolaylıkla erişebileceğiniz el işleri sitelerinde bu kutuları daha estetik hale getirmeye yönelik bir çok sayfa bulabilirsiniz.

Ama ben bunu hiç samimi bulmuyorum, doğal olmak her zaman tercihim olmuştur.




Dolapta zeytinyağlı börülceyi, kavrulmuş kıymayı, kuru köfteyi saklama kabında saklayan anne anne değildir, olsa olsa taşıyıcı annedir.

Akşam oldu, durun ben kalkayım da  kayınvalidemin elleriyle yaptığı ve yoğurt kutusuna koyarak yolladığı kuskusları alayım,güzel bir kuskus yapayım.

Beklerim efendim..



Çoraptan Tarhanaya: Kışın Gelip Geldiğini Nasıl Anlarız?

Sabah 6'da sevgili kedimiz Kaju "Anne çişim geldi, beni bahçeye indir" dediğinden, seve seve sokağa çıktık o saatte..

3 haftadır iyileşemediğim, hatta gümbür gümbür öksürdüğüm halde, neyime güvendim bilmiyorum, tişörtle indim aşağıya ve bummm.

Hava buz gibiydi.

Biz buna artık sonbahar filan diyemeyiz, bildiğin kış gelmiş dedim içimden ..

Sahi nasıl anlarız sonbahardan kışa geçtiğimizi?

Nedir alametleri ?

Aslında anlamış olmalıydım.

Çorap ve asıl terlik giymeyi hiç sevmeyen ben, bir süredir hem kışlık peluş yeşil terliğimle, hem de renk renk çeşit çeşit çoraplarımla dost olmuştum.

Ben burada bir sıralayayım da, siz de benim gibi kış geldi mi gelmedi mi kolaylıkla anlayın..

En önemli işaret çoraptır aslında..Özellikle kadınlar açık ayakkabı modelinden, siyah ince çoraba geçtiyse, bu iş bitmiştir.Kış kapıdadır.

Ama mesela pencereyi açıp yatalım. Ertesi gün  işimiz, okulumuz yerine hastaneye gidiyorsak kış gelmiştir.

Etrafta " Haftasonu havuza gidelim mi?" cümlesini duymuyorsanız, dikkat edin kış gelmiş olabilir.

Saate bakın..Sabah kalktınız, tişört- şort 3-5 saniye yerine, fanila, iç donu, çorap , kazak, atkı, bere, bot, çizme vb giyerken bir saat harcadıysanız muhtemelen düşman kapıdadır.

Canınız akşam dışarı çıktığınızda Moda Çay Bahçesi ya da Rönepark'a değil, İşkembeciye gitmek istiyorsa, dikkat edin etrafta bir yerlerde olmalıdır.

Boğazda bir acıma, ecza dolabında portakallı pastil varsa, üzgünüm...

"Balkonsuz evin de keyfi hiç yok be.." yerine " Ay keşke evde şömine olsa da yaksak önünde otursak" gibi bir sohbete şahit olduysak, evden çıkarken hırkanızı alın derim.

Ellerde buruş buruş olmuş kağıt mendiller göçmen kuşların gidişi kadar etkilidir alamet olarak..

Akşam evde otururken televizyonun sesini kısın..."Bozaaaaaağğğğğğğğğ" diye bir ulusa sesleniş çalınıyorsa kulağınıza, kıştır o...

Sokakta "Hoh hoh " diyin. Eğer sigara içmediğiniz halde ağzınızdan duman çıkıyorsa, kış gelmiştir. Eğer sigara içiyorsak bu ayırıcı özellikten  sonuç alamayabiliriz, yöntem değiştirmekte fayda vardır.

İşyerinde ya da evlerde akşam saat 5 te ışıkları yaktıysak, off of...Gelmiş bile..Saatleri ileri aldılar bacım, üzgünüm...

Sabah saat çaldı, kalktınız, tuvalete gittiniz, klozete oturmak istemiyorsanız, kış geldi..Soğuk soğuk insanın canı oturmak  istemiyor değil mi hiç?

Banyodan çıktınız, aynaya bakmak istediniz ama kendinizi göremediniz..Çünkü ayna buğulanmış.. Kapıda değil.. Gelmiş...Saçınızı makineyle kurutmak istediniz..İşte kendi ağzınızla yakalandınız..Kış gelmiş......

Banka hesap ekstrenize bakın..Otomatik ödemede olan doğalgaz faturası 250 TL lere çıktıysa kış gelmiş de geçiyordur bile...

Gemide ya da motorda "dışarıda oturan insan sayısı < içeride oturan insan sayısı" ise kışlıkları dolaptan indirin derim.

Sivrisinek uğultusu olmadan rahat bir gece mi geçirdiniz, pikeleri kaldırın yorganları indirin sıkıca örtünün bence.

Akşam eve geldiniz, gayri ihtiyarı karpuz kesmek yerine tarhana ıslattınız, şöyle bol sarımsaklı bir tarhana pişirdiniz.Tadından yenmez vallahi..Kışın en önemli belirtisi tarhana kokusudur.

Apartmanda insan sesi arttıysa da kış gelmiştir. Zira bizim katta 6 daireyiz, herkesin yazlığı var.Bir tek biz vardık bütün yaz bizim katta..

Söylenene göre Antalya'ya kışın geldiği de şöyle anlaşılıyormuş:

Eğer sokakta yürüyen güzel Rus kız sayısı sokakta yürüyen yaşlı pinpon Alman sayısının altında kalmaya başladıysa kış Antalya'ya gelmiş demekmiş..

Son olarak sokakta kestane kokusu varsa, sırf onun için bile "Amaaan gelsin canım, o da yabancı değil, bizden biri" diyebiliriz kış için..

Sanırım kışı pek sevmediğimi anladınız. Ama şikayet etmiyorum. Zira bu kışı görme şansı olmadan aramızdan ayrılıp gidenleri düşünerek şükretmeyi de bilmemiz gerek..

Vücudunuzdan önce yüreklerinizin ısınması, kahvenizle, kedinizle, kitabınızla güzel bir kış geçirmeniz dileğiyle..