Sana Aşık Yalnız Ben...Yüksek Sadakat..


Sanırım yıl 2007 idi.
Bir sabah arabamda işe gelirken, radyo dinliyordum.

Bir parça duydum. Hani bazı şarkılar ilk defada sizi yakalar ya..
Bu parça da böyle yakalayıverdi beni. Adı “Aklımın İplerini Saldım” idi.

Arkasından kim olduklarını araştırdım. İsimleri “Yüksek Sadakat “tı. Hemen albümlerini aldım. İhtimaller Denizi, Döneceksin Diye Söz Ver, Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer, hepsi harika parçalardı.
Ben bir rock parçasında hiç duymayı tahmin edemeyeceğim “ Belki bir kart yazarım Mekke ya da Kudüs’ten “ cümlesini duydum onların şarkılarında..
Ya da “İnananlar dualarda buldular “ dizesini duydum.
Tüm şarkılar ve sözleri çocukluğumuzda her hafta merakla beklediğim “ Blue Jean “ dergisinin yayın yönetmeninindi.(Kutlu Özmakinacı)


Ardından solist değişikliği yaşadılar ve onları gerçekten çok ileriye taşıyan “Katil ve Maktul” albümünü çıkardılar. Onları o kadar seviyordum ki, bunu bilen eşim beni yaş günümde hediye olarak onların canlı performansını izlemeye götürmüştü.


Sonra talihsiz bir şey oldu. Eurovision’a katıldılar. Nedenini bilmiyorum ama gereksizdi.
Grubu hiç tanımayıp, ilk kez Eurovision’da görenler acımasızca eleştirdiler. Ben de kısmen üzüldüm ama, eski günlerin hatırı vardı, onlardan vazgeçmem mümkün değildi.


Geçtiğimiz haftalarda yeni parçalarını dinledim.
Sana Aşık Yalnız Ben..

Türk Sanat Müziği’nin çok sevilen bir dizesini alıp (Dudaklarında Arzu
Güfte: Sevim Yücealp Beste: Sadettin Öktenay (Muhayyer Kürdi)), öyle bir parça yapmışlar ki, “İşte budur “dedim. Sanırım "Aklımın İpleri" 'ni tahtından indirdi benim gözümde..
http://www.youtube.com/watch?v=Zt4colJbGQw

Lütfen bir de klibini seyredin.
Belki sulu göz diyeceksiniz ama, ben seyrederken gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. O nasıl bir melodidir? Piyanonun verdiği o huzursuz hava nasıl düşünülmüştür? O nasıl bir yorumdur? O nasıl bir gitar solosudur? O yaylı sazlar nasıl mistik bir hava katmıştır parçaya?


Tüm albümü dinlediğimde, eski albümlerin havasını tam yakalayamamışlar gibi geldi, umarım bu sadece benim fikrimdir ve zamanla parçalara alışırım.
Umarım hepimiz, klipteki çift gibi aşkını içine çekip üflemeyenlerden oluruz.


“Mardin’den Sanatın Sesi: Adnan Koç ve Şehrin Mistik Havası”


Dün bir arkadaşım aradı.
Mardin’de yaşıyor.

İşten güçten konuştuk biraz.
Daha önce Mardin’e iki kez gittim. Hayran olunmayacak bir şehir değil biliyorsunuz. Rüya alemi..Herkese mutlaka tavsiye ederim. Bu arada arkadaşım da beni Mardin’de  gayet iyi ağırlamıştı. Kulakları çınlasın.

“Yine gel.” Dedi.
“Gelirim“ dedim , ama bir şartla….

“Elinizde onlardan başka da  var mı ?” dedim.

“Ne?” dedi.
***
Durun en baştan anlatayım.

Daha önce de bahsettim. Televizyonla çok aram yok. Sadece bir dizim var devamlı izlediğim, onun dışında herşeyi bölük pörçük izliyorum.
Muhteşem Yüzyıl’ı seyrediyorum. Birkaç haftadır da önemli rollerden birinde birisi var ki , yani öyle böyle değil.

Aslında beni tanıyanlar bilir, iflah olmaz bir Kıvanç Tatlıtuğ hayranıyım ama, ne olduysa artık, bu genç adam onun tahtını yıktı benim gözümde. Yani resmen Kıvanç’a ihanet ediyorum ama, ne yapalım..
Behram Paşa, yani Adnan Koç..Gerçi geçen hafta İbrahim Paşa harcayıverdi onu ve diziden ayrılmak zorunda kaldı ama olsun, ben unutmayacağım, unutturmayacağım.

Adnan Koç ilk defa dizide dikkatimi çekti, arkasından “bu kimdir” diye şöyle bir araştırdım. Mardin’li. 1981 doğumlu.2006 yılında TRT tarafından yapılan ses yarışmasında birinci olmuş. Aslen Türk Sanat Müziği sanatçısı, albümü var. 12 tane de filmde oynamış.
Ama bir çoğumuz onu ilk defa Behram Paşa rolüyle fark ettik. Ya da ben en azından ben ilk defa orda gördüm.

İşin şakası bir yana  yakışıklı filan ama, beni asıl etkileyen, neredeyse nesli tükenmekte olan erkek Türk Sanat Müziği sanatçı ailesine  böylesine faydalı bir eser olarak katılmış  olması. Kendisi halen İstanbul’da bir kulüpte haftada iki gece sahne alıyormuş, bunun yanında da Radyo Alaturka’da haftada bir saat program yapıyormuş.(Annemin evine de yakınmış sahne aldığı yer, acaba bir akşam kızları anneme bırakıp gitsek mi?)
Elimizi salladığımızda popçuya çarptığı bir dönemde, bu yolu seçmiş olmasından dolayı kendisini tebrik ediyorum.

Az önce Mardinli sanatçılar hakkında bir araştırma yaptım da, sanırım, oranın havasından suyundan, hakikaten daha çok fazla sanatçı çıkmış Mardin’den..
Mardinlileri sanatçı, zanaatkar kılan, Arap lehçesiyle okunan sabah ezanını, ışıklandırılmış Ulucami’ye bakarak dinlemenin verdiği huzur mudur acaba?