28 Şubat 2012 Salı

Babalar ve Hayat Dersleri..

Bir gazetede dönem dönem herhangi bir alanda "En iyi 10" lar yayınlanır.

Bilirsiniz mutlaka ..

Ben de genelde bu köşeyi takip eder, hatta ilgi çekici olanları (yemek, tatil, gezi ) yırtar saklarım.

Geçenlerde bunlara göz gezdirirken okuduğum, ama unuttuğum çok güzel bir "En iyi 10" buldum.

Konu yemek, gezi değil..

"10 babadan 10 hayat" dersi..

Yeniden okuyunca çok hoşuma gitti.

Genelde annemiz bizi korur, kollar, hep yanımızdadır. Ama babalarımız sanki daha çok sağduyunun sesidir. Babalarımız her zaman gözümüzde sağlamdır, dimdik ayaktadır. Güçlüdür. Onlardan duyduklarımız genellikle hayatımızı şekillendirmemizde ciddi rol oynar.


İsimleri vermeyeceğim.







Tümü aslında çok değerli mesajlar..

Hadi gelin birlikte üzerinden geçelim.

Mesela bir yazar..Babası da gazeteci. Hatta hepimizin de tanıdığı bir gazeteci..

Ona tarafsız olmayı öğretmiş. Doğru bildiğinden şaşmamayı, neyi doğru biliyorsa onu yazmayı. Yani karşısında olduğu bir friksiyonla ilgili yazsa dahi  mutlaka dürüst ve tarafsız olmayı.


Bir akademisyen. Babası Türk tarihinin bir çok açıdan otoritelerinden biri. Hala sık sık televizyonda görürüz kendisini.

O da demiş ki kızına : "Her durumda çözüm için iki şıktan fazlası vardır. Olaylara standart bakma, görünmeyen seçenekleri araştır, bul ve uygula."

Her gün gazetede köşe yazılarını ve dönem dönem kitaplarını okuduğumuz bir yazar. Babası ona 18 yaşını doldurunca bir mektup atmış. Bu mektup yazarın yatılı okulda okuması ve  yaş gününde evden uzakta olması nedeniyle yollanmış bir mektupmuş. Mektupta en çarpıcı cümle şuymuş :

"Hayatı anlayabilmek için kendimizi de her sabah taze gözlerle görmemiz gerekir tıpkı kapımıza bırakılmış gazeteye bakar gibi.." O da oğlu 18 'e gelince ulaştıracakmış aynı cümleyi..

Diğer kahramanımız ünlü bir yazarın yayıncı oğlu. Onun babası ona sadece ve sadece "mütevazı" olmasını tavsiye etmiş.

Hepimizin çok sevdiği ve artık aramızda olmayan bir müzisyen. Oğullarına demiş ki : " Ne olursanız olun ,en iyisi olun, çöpçü de olsanız, marangoz da, en iyisi.." (Benim de kızlarıma her zaman söylediğim bir sözdür , acaba ilk okuduğumda aklımda mı kaldı, ben de aynı şeyi mi düşündüm, bilmiyorum.)

Ünlü bir müzisyenin besteci oğlu..Ona da babası saygısız olmadan dikbaşlı olmayı öğretmiş. Mesleğinden ve ideallerinden taviz vermeden hiç bir zorluktan vazgeçmemesini söylemiş.

Diğeri bir tiyatrocu. Kaybettiğimiz başka bir ünlü tiyatrocunun oğlu..Ona da babası "Adam gibi adam ol yeter" demiş. "Ama asla içindeki çocuğu kaybetme.."

Milli bir tenisçi..Babası ona her zaman sahada destek olmuş. 11 yaşındayken turnuvadan elenince ve tenisi bırakmaya karar verince babası "Bu sporu seviyorsan asla bırakma, sürekli hayal kur ve hayallerinin peşinden git." demiş..

Ünlü bir mimara babası ölünce bir kasa bırakmış. Kardeşleriyle beraber kasayı açmışlar. İçinden ne bir para, ne bir altın, ne de bir borç senedi çıkmış. Yani babası ona "Hayatta tapi kal " demiş. "Ne borçlu ol, ne de alacaklı.." Bu ünlü mimar  da hayatı boyunca hayatta tapi kalkmayı düstur edinmiş.

Son kahramanımızsa ünlü bir yazarın sanatçı kızı. O da babasından itiraz etmeyi, sorgulamayı, merak etmeyi ve hayır demeyi öğrenmiş. Hatta feminist olmayı bile..

Benim babam da her zaman "Alt yemlikten ye" derdi. (gözün hep yükseklerde olmasın, senden daha zor durumda olanlarla mutlaka beraber ol, vakit geçir,alçakgönüllü ol, mutevazı ol.)

Bir de "Deve bir kuruş, deve bin kuruş." lafını hiç unutamıyorum. (Elinde paran yokken, fiyatı uygun olsa da alamadığın şeyi, eğer mutlaka alman, elde etmen gerekiyorsa, ille bir mal olması şart değil, bir pozisyon, bir ilişki, bir durum, her neyse, şartların uygun olduğunda bedeli neyse öde ve al.)

Sahi siz?

Siz ne dersler aldınız babanızdan?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilir;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...