13 Nisan 2012 Cuma

Viyana, Bratislava, Budapeşte 4


Bratislava'da kalmıştık.
Burası çok yeni bir başkent. Slovakya-Çek Cumhuriyeti ayrılmasından  sonra Slovakya’nın başkenti olmuş. Bu nedenle doğa ve şehir ne kadar güzel olsa da, başkent olmanın getirdiği kültürel ve sosyal birikimi ben burada göremedim.
Tuna nehri bence çok etkileyici, ama Viyana, nehri şehir dışına atmış, Bratislava ve Budapeşte gibi etinden sütünden yararlanmayı becerememiş.
Bratislava'da Tuna önemli bir motif. Tepede Bratislava kalesi var, kaleden şehrin manzarası muhteşem. Kalenin içinde müze olduğunu söylediler. 2.5 EUR luk biletler alarak müzeyi gezmeye girdik.
Müze denen yer nasıl bir yer biliyor musunuz? Görseniz inanamazsınız, toplam iki odadan oluşuyor, 5-6 tane taş, 8-10 tane eski para, 3-5 tane ziynet eşyası, oldu sana müze.
Biz Türkiye'de alışmışız, Efes 'i görmeye, Ayasofya 'yı gezmeye, Sultanahmet'i kanıksamaya, Topkapı'yı gezerken bitirememeye .. Biz normal müzeciliğin, tarihi eserin, tarihin bu olduğunu sanıyoruz. Oysa adamlar, bizim müzelerimizin bir odasında yer alacak malzemeyle müze kurmuşlar. Yani her zamanki gibi, elimizdeki zenginliğin farkında değiliz ve kullanamıyoruz. Yani orayı gezerken duygularım orayı beğenmek yerine, sahip olduklarımızın ne kadar değerli olduğunu fark ederek sevinmek, ama yanlış kullanımımıza da üzülmek oldu.(20 TL vererek aldığımız Müze Kartlarla  gezdiğimiz müzeleri düşününce şu an aklım almıyor.)
4 Nisan 1945 'te Bratislava kurtulmuş. Biz de tesadüfen o gün ordaydık. Meydanda tören yapılacaktı, bando filan geldi, biz de seyredelim dedik. Başbakan, bakanlar, belediye başkanı gibi tüm protokol geldi, ne koruma, ne polis, ne güvenlik, ortada hiçbir şey yoktu.
Protokole 20 m uzakta, arada herhangi bir bariyer olmaksızın töreni izledik. O sırada, ülkemizde bize nasıl potansiyel suçlu ya da potansiyel katil diye yaklaşıldığını düşündüm,  huzurum kaçtı. Öyle bir tören burada yapılacak olsaydı, bizim o meydanda olma şansımız dahi olmazdı da, olabilsek de, tahmin edebileceğiniz yerimize kadar kontrolden x-raydan filan geçerdik.

Farkında olmadan tam da Paskalya döneminde gitmişiz. Bütün meydanlarda paskalyaya yönelik hediyelik eşya standları vardı. İnanın yumurta görmekten içim sıkıldı.Bir süre yumurta yiyemeyecekmişim gibi geliyor. Her taraf yumurta ve tavşan ile doluydu.

Meydanda bir kilise vardı.Hangi saatte oradan geçersek geçelim, önünde kuyruk vardı. Önce  burs , yardım vb dağıtma kuyruğu olduğunu sandık. Ama gece geç saatte bile ve her yaştan insanı kuyrukta görünce, merak edip sorduk. Genç çocuk :
- Paskalya gelmek üzere, paskalya olmadan günah çıkarmamız lazım,o nedenle herkes kuyruk bekliyor, hadi siz de gelin ..
diye cevap verdi.

Viyana'da Stephanplatz gibi ünlü kiliseler varken içleri bomboştu. Oysa gördük ki, Bratislava'da halk çok dindar, bu nedenle kitap ehli kesmiştir diyerek rahatlıkla et yiyebildik .

Umarım sıkılmadınız, çünkü daha devamı var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilir;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...