22 Nisan 2013 Pazartesi

Rezidans Hayatı Mı? Müstakil Ev Mi?

Çocukluğum baştan Çanakkale'de 2 katlı ahşap ve eski bir evde, ardından da Mustafakemalpaşa'da yine eski, 2 katlı, 8 odalı, basık tavanlı ve tuvaleti bahçede olan müstakil bir evde geçti.

2005 yılında kızlar küçükken, onlar yüzünden 2+1 evimize sığamamaya başlamış ve mahallemizde hayalini kurmaya bile cesaret edemeyeceğimiz bir eve Allah'ın izniyle sahip olmuştuk.

Bu üç katlı, fakat çok mütevazi ve küçük evde, çok güzel günlerimiz geçmişti.

Gürültü oldu, alt kattakiler rahatsız oldu derdi yok, elektrik süpürgesi çalıştı komşu uyandı derdi yok, bahçede mangalını yap, kahvaltını et, yemeğini ye, çayını iç, bahçende laleni, sümbülünü, ortancanı yetiştir.. 

Kedin tuvalete çıkmak istedi, hemen bahçeye gitsin, bağırsın, miyavlasın sorun yok.

Aradan zaman geçti, ben de, eşim de iş değiştirdik ve ikimiz için de o ev, iş yerlerimize çok uzak kaldı.

Hayatımızı kolaylaştırmak adına, o evden ayrılmak zorunda kaldık.

Şu anda Ataköy'de, yani İstanbul'un belki de en güzel sosyal konutlarından birinde oturuyoruz.

Burası yeşil, düzenli, yaşanabilir ve medeni bir semt.

Ancak, tabii ki bir apartman dairesinde oturuyoruz.

Masa örtüsünü, paspası silkeleyemiyoruz, çöpümüzü akşam 11 den sonra atamıyoruz, sokak kapısını otomatik ile açabilmemiz için ancak kapının aşağıdan çalınmış olması gerekiyor, koskocaman yemyeşil bahçemiz var ama mangal yapamıyoruz, orada yemek yiyemiyoruz.

Evet sitemiz güvenlikli, evet, bahçemizde çok güzel çiçeklerimiz ve bahçevanımız var, evet, evde bir alet bozulunca sitenin teknisyeni gelip el atıyor ama, bilemiyorum olmuyor işte.. Bir şeyler eksik sanki.

Geçenlerde çok sevdiğim ve sıkı bir takipçisi olduğum akademisyen sayın Mikdat Kadıoğlu'nun

"Mikdatca ‏@Mikdatca
Gökdelenler gelişmiş ülkelerde sadece ofis binalarıdır. Gökdelende aile hayatı sadece bizim gibi ülkelerde görülen bir ilkellik/salaklık."

Mikdatca ‏@Mikdatca19 Nisan
Penceresi bile açılamayan akıllı binalarda ev/aile hayatı yaşamaya çalışanların aklı var mıdır?"
tweetlerinden sonra bu konuda bir şeyler yazmaya karar verdim.
Rezidans kelimesi Türkiye'de lüks oturma birimlerine verilen isim,ama asıl sözlük anlamı İngilizce'de ev, mekan, makam.
Ülkemizde rezidans deyince aklımıza şunlar geliyor.
  • Şehir merkezinde, ama yüksek bir bina olacak.
  • Dışı iğrenç camlı bina ya da granit olacak.
  • Bahçe kesinlikle uygun değil, zemin altında otopark şart.
  • Girişte otel gibi lobi olacak, gelen giden sorgulanacak.
  • Pencereler açılmayacak,içeride aynı kirli hava dolaşıp duracak, başın ne kadar ağrırsa o kadar makbul.
  • Yönetim istersen evini temizleyecek, çamaşırlarını yıkayacak.
  • Canın istediğinden değil konu komşu ile tanışmak veya kızları kesmek/ hava atmak için binada spor salonu bulunacak.

Tamam evler lüks, ancak ben eve ev demem, balkonuna çamaşır asamıyorsam..




Üstelik bu rezidans tipi evler çok pahalıdır. O kadar pahalıdır ki, ona verilecek parayla, pekala da güzel ve büyük bir müstakil ev alınabilir ve yaşanabilir. Bu evlerin aidatları, orta halli bir çok semtteki ev kiralarını ikiye katlayabilecek potansiyeldedir.

Yani o kadar paranız varsa iç mimara gidip, içine spor salonu, sinema salonu, bahçesine yüzme havuzu yaptırabilir, içinde her santimetrekaresini size özel hale getirebilirsiniz.

Haa, biz eski müstakil evimizde otururken bazı arkadaşlarımın " Ay ben çöpüyle bahçesiyle uğraşamam. Site değil güvenlik de yok, üstelik ne o öyle, 3 kat, merdiven in çık, in çık öyle ev mi olur.." dediklerini çok iyi hatırlıyorum.

Allah inşallah nasip eder de, eski evimize tekrar döneriz, ben ne olursa olsun, pahalı, havalı, sosyetik ve havuzlu evlerdense, mütevazı, mahalle kültürünü yaşayabileceğim, yanında bakkalı ve camisi olan evlerden yanayım.

Çocuklarımızın toprağa değmeden, temiz hava almadan yaşamalarına müsaade etmeyelim. İlerde zaten ne nefes alabilecekleri temiz hava, ne de basabilecekleri toprak kalacak.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilir;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...